Emel ve Ecel
Gözünü açtığında korkuyla titriyordu. Ne var ki bu korku bir iki saniye sürdü. Bir kabus görmüştü. Bu kabusa lanet okudu. Sonra da kabus gördüğünü bile unuttu. Hani insanlar gece uyanınca bazen nerede olduğunu bilemez de etrafına bakar ya ona da aynısı oldu. Nerede olduğunu bilemedi. Kendi evinde miydi yoksa amcasının evinde mi? Etrafa bakındı. Ama etraf kapkaranlıktı. Gözleri karanlığa alışmışlardan olduğu halde hiç bir eşyayı seçemiyordu. Gözlerinin alışmasını bekledi. Bu sırada yakında olacak vizesini düşünmeye başladı. Şimdiye kadar nasıl zorlukları aştıysa bunu da aşacaktı kıvrak zekasıyla. Sonra hakim olacak, sonra, yani bütün bunlardan sonra hiç şüphesiz ismini tarihe yazdıran bir adam olacaktı.
Bir müddet bu hayallere daldı. Sonra etrafa baktığında hala kapkaraydı.
Sonra kalkmayı düşündü. Ve kalkıyor olduğu sırada başını bir şeye vurdu. Ve işte o sırada her şeyi anladı. Daha ziyade tüm azaları bu hakikatle doldu. Ne kendi evinde, ne amcasının evinde yatağın üzerinde böyle bir şey yoktu.
Her şeyi hatırladı, anladı.
En başından beri korktuğu şeyin başına geldiğini.
Daha ilk başta bir söz verdiğini.
Göz açıp kapadığını.
Ve sonunda burada olduğunu.
Ve de geri dönüşün olmadığını.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
