Galip Büyükmüjdeci @Galip_Buyukmujdeci_1631

Bilgi mi? Yoksa Zan mı?

 Karanlıkta oturmuş düşünüyordu. Pencereden giren az bir ışık odayı aydınlatıyordu. O sırada geçen bir arabanın farı odayı aydınlattı. Kalorifer boruları ve akvaryum daha bi ortaya çıktı. Tabi araba durmayıp devam edince ışık da kayboldu. Oda eski karanlığına geri döndü. Ancak fark şuydu ki oda ona öncekinden daha karanlık geldi. Ne borunun odanın diğer ucuna uzanan kısmını ne de akvaryumun bir yüzü hariç diğer yüzlerini görebildi. Biraz daha bekleyince beyni bu az bilgiyi kullanarak, pekâlâ hafızasının da yardımıyla, doğrusal şekilde uzanan boruyu ve prizma şeklindeki akvaryumun diğer yüzlerini algılamakta gecikmedi. Bu zihnimizin belki en büyük güzelliklerinden. Az bir bilgiyle bir bütünü tamamlamak. Görmediğin, algılayamadığın şeyleri; eğer daha önce gördüysen eski hali üzere devam ettiğini varsayarak çıkarımda bulunuyoruz. Görmemişsek ise belirli kurallara uydurup kalıplara sokuyoruz. Ve onun öyle olduğunu varsayıyoruz. Ama işte bunları varsayıyoruz. Dayandığımız şeyler kesin deliller değil. Görmedik. Pekâlâ daha önce gördüğümüz eskisi gibi kalmamış olabilir. Ya da bin defa deney yaparak keşfettiğimiz kurallar bin birincisinde farklı sonuç doğurarak her şeyi allak bullak edebilir. Ki oluyor ve bilim bir adım daha ilerliyor. Ama şimdiye kadar hep yanılan bilime tekrar mı inanacağız?
 Peki ya gerçek şimdiye kadar öğrendiğimiz kuralların ve kıyasların dışındaysa. İşte en büyük sorunlardan. Yanlış da olsa önyargılarımıza mı dayanacağız ya da her şeyden şüphe edip bilinmezliğin girdabında mı boğulacağız?
Bu yazı bu konuya bir giriş olsun. Siz de görüşlerinizi belirtirseniz sevinirim. Bu konuda sormak istediğim çok şey var.

4

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli