sedef @sedef_1513

Metrobüs Evreni

Metrobüste ayakta kalmaya çalışıyorum. Tutunacak hiç yer yok.

Metrobüste hayatta kalmaya çalışıyorum. İçerde hiç oksijen yok.

Metrobüse binmeden kulaklığımı takmayı unutmasaydım daha kolay geçerdi zaman. Evrenle ilgili bir podcast dinlerdim mesela. Bu aralar evrenin oluşumuna takmış vaziyetteyim. Her şey önce tek bir noktadan başladı falan.

Aslında her şey kendimi hiç ama hiç tanımadığımı fark etmemle başladı.

Çok iyi giden bir birlikteliğimiz olduğunu düşündüğüm erkek arkadaşımla bir sabah kahvaltısındaydık. Reçelli ekmeğini ısırırken bana ,içinde sönen hisler, alışkanlıklar, sıkılma ve iyilik geçen anlam veremediğim bir şeyler anlatmaya başladı. Diyette olduğum için reçele daha çok odaklanmıştım bu yüzden ancak uzunca bir süre sonra anladım ayrılık konuşması yaptığını. Yüzüme acımayla dolu , teskin etmek isteyen , meraklı bir ifadeyle bakıyordu. Ne yapmalıydım?

Ağlamam lazımdı kuşkusuz. Bağırıp çağırmam da gerekiyordu hatta. Çünkü düne kadar aşk sözcükleri havalarda uçuşuyordu.

Vay şerefsiz.

Ne olmuştu ? Ne değişmişti birdenbire? Sormam da gerekiyordu tabi.

Nitekim hepsini yaptım .

Ne dedi tam hatırlamıyorum pek ama zaten beni şok eden kısmı orası değildi. Asıl şaşırtıcı olan eve gelince üzüntü değil rahatlama hissetmemdi. Hatta neşelenmiştim baya. Deliriyor muyum acaba diye kendimi yokladım ama zannetmiyordum. Sakin kafayla ne yaşadığıma uzaktan bir bakınca çok da netmiş aslında.

Ona layık bir sevgili olabilmek için ne büyük bir baskı hissettiğimi ve bundan ne kadar bunalmış olduğumu o an anladım. Bu rahatlama ondandi. Yaşarken asla hissedemediğim ,anlamadığım bir sebepten üstünü örttüğüm, dile getirilmeyem hisler.

Peki niye?

Hissettiğim değil de benden beklenen duygulara teslim oluşum niye?

diye sordum kendime ve başıma belayı tam da bu noktada aldım.

İşte böyle başladı varoluşsal bunalim sürecim. Biraz kaybolmuş vaziyetteyim. Azıcık ruhumu ferahlatsin diye zibilyon tane kişisel gelişim kitabı , zibilyon tane de psikoloji kitabı okudum. Terapiye gittim, meditasyon yaptım. Ama hep hap bilgi aradım aslında yani biri çıksın teşhisi koysun reçeteyi yazsın ben de kullanıp iyi olayım istiyordum. Öyle bir şey yok tabi. Haritanın işaretlerinden bir tek sen anlıyorsun. Yolunu kendin bulmalısın bu yüzden.

Peki dedim o zaman uzun ve zorlu yoldan gideceksin kızım. Kendini tanıman lazım . Bunun için de önce yaşadığın yeri tanımam gerekiyor. Nasıl bir yerde yaşıyorsun ? Buranın kuralları ne? Parçası olduğun evren nasıl oluştu ? Nasıl süreçlerden geçti? Buraya ne için geldin vs.

Sokrates' i baldıran zehrine götüren yolu daha net görüyorum şu an .Bu o kadar zor bir şey ki çünkü. Her cevap beraberinde bir sürü de soru getiriyor. Bu sorularla muhatap olmak ve hiçbirini bilmediğini fark etmek çok sinir bozucu.

Bir süre sonra kendimi yine detaylarda boğulurken yakalıyorum . Kendimi tanımaya değil de kuantum fizikçisi olmaya çalışıyor gibiyim. Yoksa kuarklar kaça ayrılıyor bana ne di mi ?

Ben hep böyleydim ama. Bir işe asla bodoslama giremem. En başından her detaya hakim olarak ilerlemem gerekir. Bu yüzden de neye elimi attıysam teori kısmında hevesimi yitirmişimdir. İnsan gitar çalmaya müzik tarihini okuyarak başlamaz çünkü. Alır gitarı tıngırdatmaya çalışır direkt. Ha-tir -la sev-gi-liiiiii la-do-mi-re-do-miiiiii

Neyse yine nereye gelmiş konu. Sanırım duragimi kaçırdım. Off o kadar kalabalik ki göremiyorum. Keşke şu an bomboş olsaydı koca metrobüs ve sadece benim durağıma gitseydi. Ama işte hayaller hayatlar ...

Hah şimdi gördüm . Neyse ki kacirmamisim, güzel. Sonraki durak benim durağım artık.

Biraz daha dayanabilirim o yüzden .






8

Henüz hiç yorum yapılmamış.