Kmlkcr @Kmlkcr_1337

SOĞUK PAZAR

“Başkalarının neye saygı duyduğu umurumda değil. Senin kızın için yaptıkların kadar saygıdeğer çok az şey var benim hayatımda. Keşke bunun yarısı kadar sahiplenen biri olsaydı beni. Ben geleli kaç hafta oldu hiç görüşmedin. Ne biçim bir babası varmış! İnsan bu kadar gaddar olamaz.”

           “Ben de inanmakta zorlanıyorum. Neyse, ellerimi yıkayıp geliyorum. Sen de otur artık. Her şeyi koymuşsun zaten.”

           Leyla, ellerini yıkayıp üzerini değiştirdikten sonra tekrar masaya geldi. Bugün ikinci kez kendini değerli ve özel hissetmişti. Birinin yüreğine dokunması için ille de kan bağı olmasına gerek olmadığını anlamanın hezeyanıyla boğuşuyordu. Her insanın olduğu gibi Leyla’nın da yanılgılarından yarattığı bir kalesi vardı. Az önce o kalenin duvarlarından biri yerle bir olmuştu. Bir mecburiyet ürünü olarak birlikte kaldığı bu genç kızın, kendini koyduğu yerden şimdiye kadar haberdar değildi. Hem mutlu olmuş hem kendine kızmıştı inceden. Dünyasını kızının etrafında kurduğu için midir bilinmez, diğer tüm insanlarla arasına doğal bir mesafe koymuştu. Ama hiç ummadığı şekilde ortadan kaldırıldı o mesafe. Artık Zahide’ye baktığında, her zamankinden farklı şeyler görüyordu. Gözlerindeki perde öyle ani kalkmıştı ki sanki yeni biriyle tanışıyordu.

           “Okul nasıl geçti bugün? Verebilecek misin sınavlarını?”

           “Ben hangi bölümde okuyorum?”

           “Ne ilgisi var sorduğum soruyla?”

           Zahide, bir yandan ikisinin de tabağına çorba koyarken bir yandan da gülümseyerek konuşmaya devam ediyordu.

           “Merak ettim. Bilmiyor musun yoksa?”

           “Yok. Biliyorum da tam hatırlayamadım birden sorunca. Sosyoloji mi?”

           “Yaklaştın. Psikoloji.”

           “Neden gülüyorsun. Sinirim bozuldu ben de gülmeye başlayacağım şimdi.”

           “Başla. Gülmekten ne zarar gelecek!”

           Leyla da Zahide’nin gülüşüne eşlik etmeye başladı. Sebepsizce gülüyorlardı. Aslında sebepsiz değildi ama sorsan ikisi de sebebini söyleyemezdi. Leyla arada “Tövbe estağfurullah” çekse de gülmesini durduramıyordu.

           “Kızım sen nasıl bir delisin? Akşam akşam şu halimize bak.”

           “Ne varmış halimizde. Gülmek ayıp mı?”

           “Ayıp değil de. Sebepsiz yere de gülmez insan yani.”

           “Sen öyle zannet. Gülmelerin en afilisi sebepsiz olanıdır. Komik şeyler yapay gülüşler yaşatır insana. Asıl gülüşler böyle durduk yerde kendiliğinden gelenlerdir.”

           “Ne yani? Şimdi ikimiz de aynı anda mutlu mu olduk?”

           “Yok, öyle değil. Tanrı bana içten bir gülüş bahşetti. Benden de sana bulaştı. Sadece hastalıklar bulaşıcı değildir Leyla Hanım.”


6

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli