SOĞUK PAZAR
Leyla, her zamankinden biraz daha erken kalkmış, keyif kahvesi içiyordu. Günlerdir beklediği an gelmek üzereydi. Kocasının söz verdiği gibi tam saat onda Hasret’i getirmesini bekliyordu. Son yıllarda pek eskisi kadar kibar olmasa da anne-kızın sınırlı zamanından çalacak kadar kötü biri de değildi. Leyla, her otuz saniyede bir saate bakıp oturduğu yerde istemsizce sallanıyordu. Konu kızı olduğunda pek yetişkin gibi davranamadığını kendisi de bilmiyordu. Hem insan bile bile çocukluk yapar mı? Ya çocukça isteklerini gerçek bir gereklilik sandığından ya da çocukluğunda kapanmayan boşlukların çukurlarına düştüğünden, kaç yaşında olursa olsun çocuk olur bilmeden. Dünya, görmek istediklerimizden gözümüzü ayırmadan yürüyüp, gördüklerimizi hayatın kendisi sandığımız bir yerden fazlası değil çoğumuz için.
Sonunda beklenen an geldi. Saat tam ona dört kala kapı çaldı. Leyla, tüm heyecanıyla kapıya koştu. Kapıyı açtığında beklemediği bir manzarayla karşılaştı. Normalde sadece Hasret’ini bekliyordu. Fakat Harun Bey kapıya kadar getirmişti kızını. Yaşadığı küçük şoku atlatınca kızına uzun uzun sarıldı. Uzun kucaklaşmaları bittikten sonra, Leyla ayağa kalktı. Harun hala öylece dikiliyordu karşısında. Uzun zaman sonra yüzünde kızgınlıktan farklı bir ifade vardı. Leyla ne olduğunu anlamamakla beraber kaba davranmak da istemiyordu.
“İçeri gel derdim ama pek müsait değil. Yalnız yaşamıyorum biliyorsun.”
“Biliyorum Leyla.”
Harun’da bir tuhaflık olduğu belliydi. Bir şey söyleyecek gibi bakıyordu ama dudakları titremekten öteye gidemiyordu. Leyla kızını öpüp içeri gitmesini söyledi. Kapıyı kapattıktan sonra, sessizliği kendisi bozdu;
“İyi misin?”
“Konuşmamız gerekiyor. Ama ayaküstü değil. Kapı önünde değil.”
“Ne konuşacaksan akşama kadar bekleyemez mi? Sayende ne zamandır ilk kez görüyorum zaten kızımı. Ondan da sana zaman ayıramam kusura bakma.”
“Sayemde! Evet, hepsi benim sayemde. Şimdi, burada iki kelimede açıklamak mümkün olsaydı eğer, inan bana zamanınızı çalmazdım.”
“Harun ne oluyor?”
“Şimdi iki seçenek var önünde. Ya hemen içeri girip ben hiç gelmemişim gibi devam edeceksin kurduğun hayata, ya da ikimiz bir yerde oturup konuşacağız.”
“Olmaz. Her ne derdin varsa akşamı bekle lütfen.”
“Öyle bir seçenek yok Leyla. Kızınla geçirdiğin zamanda gözüm yok. İstersen bu akşam sende kalabilir. Sandığın kadar berbat bir adam değilim ben.”
“Sen ciddi misin? Bak benim en büyük zaafım kızım. Bunu kullanmıyorsun değil mi?”
“Bana bir baksana Leyla. Gözlerine çektiğin nefret perdesini indir öyle bak. Bile isteye kaç kere yaktım canını! Senin için beni suçlamak en kolay kaçış oldu hep.”
Henüz hiç yorum yapılmamış.
