The Last of Us - Spoilerlı İnceleme
The Last of Us… Her iki oyunuyla bana çok özel anlar yaşatan ve hayatımda deneyimlediğim en anlamlı hikayelerden olan The Last of Us’ın dizi uyarlamasını henüz bitirdim. Ve şunu söylemeliyim ki bu uyarlama ciddi anlamda başarılı olmuş!

Tabii dizi çıkalı 7 ay gibi bir süre oldu ama ben ikinci oyunu fahiş fiyatlardan dolayı yaklaşık 1 ay önce oynayabildim. Dolayısıyla oyunların anlattığı hikayeyi deneyimlemeden diziye başlamak istemedim. Ama şunu söyleyebilirim ki siz de eğer benimki gibi bir düşünceye sahipseniz çok takılmayın derim. Zira dizide ilk sezon tamamen 1. oyunu anlatıyor dolayısıyla yalnızca ilk oyunu oynayarak ya da oynama niyetiniz yoksa oynamayarak da diziye başlayabilirsiniz.
Dizinin mükemmel bir uyarlama olduğunu düşünmemi sağlayan birçok unsur mevcut ama bunlardan bir tanesi var ki benim için uyarlamanın ne olması gerektiğinin adeta bir karşılığı. Bu da şüphesiz dizinin, oyunların bize gösterdiği The Last of Us evrenini genişletmesi ve bizlere bu evrenle ilgili yeni şeyler öğretmesi. Örneğin; ilk bölümün açılış sahnesinde Cordyceps mantarının ne olduğunu, insanları nasıl konak olarak kullanabileceğini, amacını, nasıl hayatta kalmaya çalıştığını 1968 yılında gerçekleşen bir televizyon programı ile günümüze ayna tutarak çok tutarlı bir şekilde açıkladılar. (Dizinin bu açılış sahnesi ile başlaması daha ilk gördüğüm anda ‘’Kaliteli bir iş izleyeceğim.’’ dedirtti bana.) Aynı şekilde 2. bölümde salgının Jakarta’da (Endonezya’nın başkenti) çıktığını, un ve tahıl yoluyla bulaştığını; 3. bölümde ilk oyunda hikayesini pek de derinlemesine öğrenemediğimiz Bill ve Frank’in geçmişlerini, bugüne nasıl geldiklerini ve hüzünlü sonlarını; 8. bölümde Ellie’nin annesi Anna’nın doğumdan hemen önce bir hastalıklı tarafından ısırıldığını, Ellie’nin göbek bağını apar topar kesmesiyle birlikte Ellie’nin bağışıklık nedenini, Anna’nın dönüşeceği için Ellie’yi Marlene’e verdiğini ve kendisini vurdurttuğunu öğrendik. Sonuç olarak; dizinin senaristi Craig Mazin tam da olması gerekeni yapmış. Oyunun yapımcısı Neil Druckmann da işin içinde olunca The Last of Us efsanesine sadık kalarak ekrana aktarmışlar. Bu aktarmaya da kendilerinden olumlu yorumlar katarak The Last of Us evrenine yeni perspektifler katınca bu aktarma müthiş bir uyarlamaya dönüşmüş!
Dizinin kalitesini belirleyen ikinci unsur ise tabii ki oyunculuklar. Joel karakterine hayat veren Pedro Pascal çok etkileyiciydi. Hatta Joel karakterini canlandırmak için doğmuş diyebilirim. Fiziğiyle, mimikleriyle, her şeyiyle benim için muhteşem bir Joel tiplemesi oldu. Ellie’yi canlandıran Bella Ramsey için de hislerim farklı değil. Oyunu oynayan bazı kişiler ‘’Oyundaki Ellie’ye hiç benzemiyor!’’ diye kendisine önyargı ile yaklaştılar. Fakat oyuncunun bu peşin hükümleri yıkıp geçtiğini düşünüyorum. Ayrıca Ellie’ye tip olarak benzememesi bence yersiz bir eleştiri çünkü bu durum oyunu oynamadan The Last of Us’ı diziden öğrenen insanlar için oldukça anlamsız. Bella Ramsey Ellie’nin her halini öyle güzel yansıtmış ki ben oyunculuğuna hayran oldum. İlk bölümden role müthiş oturduğunu düşünsem de 8. bölümdeki cinnet sahnesiyle birlikte bu düşüncemi kendisi damgalayıp onaylamış oldu.
Dediğim gibi diziyi izlemeden önce The Last of Us evrenine oldukça geniş bir şekilde hakimdim. Buna rağmen dizinin evrene kattığı farklı yorumlarla, oyunculuklarla birlikte sonucunu harfiyen bildiğim sahnelerde beni sevindirmeyi ve ağlatmayı tam anlamıyla başardı.
HBO’nun imza attığı her dizide olduğu gibi yine müzik kullanımı, sinematografi, mekan tasarımları ve gerçekçiliği, diyaloglar vb. harikaydı. Ayrı olarak enfektelerin makyajları da olağanüstüydü. Oyunlarında gördüğümüz koşucuları, takırdayanları ekranda bu kadar profesyonel şekilde görebilmek yine iliklerime kadar korkmamı sağladı. Bu muhteşem makyaj sayesinde aksiyon sahneleri de çok gerçekçi kılınmış. Aksiyon sahneleri dedim ama dizi alışık olduğumuz zombi dizi/filmlerindeki (Not: Buradaki enfekteler zombi değiller.)(Not: Dizi/film türünü belirtmek için ‘’zombi’’ ifadesini kullandım.) klişe aksiyon sahneleri yerine bu sahneleri daha az tutup ikili insan illişkilerine yoğunlaşıyor. Bu bence oldukça yerinde bir karar. Bundan hoşnut olmayan kişilere de saygı duymak lazım çünkü oyundaki aksiyon sahneleri Joel ve Ellie’nin ilişkisi için büyük önem taşıyor. Ama ikinci oyun aksiyon dolu olduğu için 2. sezonla birlikte çok daha fazla aksiyon sahnesi göreceğimizden eminim.
Her projede olduğu gibi burada da insanların eleştirdiği kısımlar var. Herkes her şeyi beğenmek zorunda değildir ve buna saygı duyulması gerekir. O eleştirilerden biri de şuydu: ‘’Joel ve Ellie ilişkisini daha fazla görmek isterdim.’’ Joel ve Ellie’yi çok seven bir oyuncu/izleyici olarak anlamlı bir eleştiri benim için. Ama bir yandan da The Last of Us, gönüllerde oyunlarıyla taht kurmuş bir marka. Joel ve Ellie’nin ilişkisi zaten ilk oyunda fazlasıyla var. Bunu daha fazla görmek isteyen bir kişi bence oyunu oynamalı. Dizide de örneğin Bill ve Frank’in hikayesi var. Oyunu oynayıp ‘’Bill ve Frank’in hikayesini daha fazla görmek isterdim.’’ diyen bir kişiye de diziyi izlemesini önerirdim. Yani demek istediğim; dizi, oyunda eksik kalan kısımların altını gayet açıklayıcı biçimde dolduruyor. Dizinin bu şekilde oyunu tamamlayan bir puzzle parçası halinde sunulması benim için bu uyarlamayı eşsiz hale getiriyor.
Son olarak dizinin 4 sezon olacağı öğrenildi. 2. sezondan itibaren TLOU Part 2 oyunu işlenecek. Kuvvetle muhtemel TLOU Part 2’yi 2 sezonda işleyecekler. Çünkü ben çok beğensem de TLOU Part 2 oldukça önemli olaylara, tartışmalı bir hikayeye ve anlatıya sahip. TLOU Part 2’yi nasıl işleyecekleri de bence dizinin mevcut kalitesini yukarı çıkartacak ya da aşağı indirecek en önemli unsur olacak.
Henüz hiç yorum yapılmamış.